Progress Trap/ Tuzak

Herşey “kış ortası”nca beyaz. Çamurlu meşguliyetlerin üstünü örten karla değişen her şeyden ve boğulan seslerden yedek bir nefes çıkar. Siyahtan kahveye ve griye renksizlikle konuşan ışık her yerde, hiçbir yerde... Adam pencereye dönük, kendi devamı niteliğinde bir resme yaslanarak, yanında dörtlü bir tekrar ile okunmak üzere yerini alır. Kar yağar, yollar kapanır. Bir kaç çiçek galeriye ulaşır -çok geç- koşan adam nerdeyse donmuştur olduğu yerde. Kim? Söz birliği edip tersine rüzgarı yaratan, topluca onu çekiştiren, onu geri koşan, onu geri çağıran "içindekiler"den sıyrılmaya çalışarak, parçaların aksine varlığı pahasına koşan, var gücüyle bağıran, madde durumundan çıkarak yeniden oluşan, parçalanıp toplanan, mücadele ederek kendinden ve olduğu her şeyden öteye koşan adam, ta kendisi onun öteki ben’i ikizi... Koştukça düzeninden kaosuna doğru yol alır beden. Tanımlanamaz olana dek karışır. Öyle ki sonunda bir an, her şey kaybolur, belki bir iki lezzet anımsayabilir insan kendisi ve hayatı hakkında... Bir masa başı, çocukluktan kalma bir perde deseni, silik bir portre, bazı sesler... "İleriye" koşan adam. Ya ilerisi oralarda bir yerde değil de buralardaysa? İlerleme, içinde gerileme düşüncesini saklayan iki tarafa doğru esnek bir tuzaktır. Gelişim tuzağı, gelişmekte olanın içinde bir önceki fazın çürüyüşü ve yok oluşudur. Üretilenle tüketilmiş olan ham nesnedir, andır, bilinçtir. Suya dönerken eriyip yok olan buz tanecikleri gibi... İlerlemek kadar problematik olan, düzen içerisinde durmaktır. Izgara sistemde sıralanan eşit aralıklı figürler, ufak bir harekette her an bozulmaya müsait bir mükemmelliğin tedirginliğine ve eşit huzursuzlukla beslenen bir mesafeye hapistirler. Hepsini beyaz birleştirir. Kış ortasınca çıkıvermiş, bozulup yapılmaya el veren, yeniden oluşturulmaya muhtaç hatta... Seyrinize... 2015 Ocak 6'sı gece Derya Ülker http://www.galateaart.com/Goa_Sergi.asp

Herşey “kış ortası”nca beyaz. Çamurlu meşguliyetlerin üstünü örten karla değişen her şeyden ve boğulan seslerden yedek bir nefes çıkar. Siyahtan kahveye ve griye renksizlikle konuşan ışık her yerde, hiçbir yerde... Adam pencereye dönük, kendi devamı niteliğinde bir resme yaslanarak, yanında dörtlü bir tekrar ile okunmak üzere yerini alır. Kar yağar, yollar kapanır. Bir kaç çiçek galeriye ulaşır -çok geç- koşan adam nerdeyse donmuştur olduğu yerde.
Kim? Söz birliği edip tersine rüzgarı yaratan, topluca onu çekiştiren, onu geri koşan, onu geri çağıran "içindekiler"den sıyrılmaya çalışarak, parçaların aksine varlığı pahasına koşan, var gücüyle bağıran, madde durumundan çıkarak yeniden oluşan, parçalanıp toplanan, mücadele ederek kendinden ve olduğu her şeyden öteye koşan adam, ta kendisi onun öteki ben’i ikizi...
Koştukça düzeninden kaosuna doğru yol alır beden. Tanımlanamaz olana dek karışır. Öyle ki sonunda bir an, her şey kaybolur, belki bir iki lezzet anımsayabilir insan kendisi ve hayatı hakkında... Bir masa başı, çocukluktan kalma bir perde deseni, silik bir portre, bazı sesler...
"İleriye" koşan adam. Ya ilerisi oralarda bir yerde değil de buralardaysa? İlerleme, içinde gerileme düşüncesini saklayan iki tarafa doğru esnek bir tuzaktır. Gelişim tuzağı, gelişmekte olanın içinde bir önceki fazın çürüyüşü ve yok oluşudur. Üretilenle tüketilmiş olan ham nesnedir, andır, bilinçtir. Suya dönerken eriyip yok olan buz tanecikleri gibi...
İlerlemek kadar problematik olan, düzen içerisinde durmaktır. Izgara sistemde sıralanan eşit aralıklı figürler, ufak bir harekette her an bozulmaya müsait bir mükemmelliğin tedirginliğine ve eşit huzursuzlukla beslenen bir mesafeye hapistirler. Hepsini beyaz birleştirir. Kış ortasınca çıkıvermiş, bozulup yapılmaya el veren, yeniden oluşturulmaya muhtaç hatta... Seyrinize...
 
2015 Ocak 6'sı gece
 
Derya Ülker
 
http://www.galateaart.com/Goa_Sergi.asp
Back to Top